
Önüme yığılan onlarca iklim ve toprak raporu... İçindeki veriler paha biçilemezdi ama sunumları o kadar ruhsuzdu ki, kimse dönüp ikinci kez bakmıyordu.
Haftalarca o soğuk istatistiklerin, kurumuş obrukların ve düşen su seviyelerinin içine gömüldüm. Konunun ruhunu tam anlamıyla içselleştirmeden, ekranda tek bir pikselin yerini değiştirmeyi bile reddederim.

O yığınla dosyayı alıp baştan aşağı bir dijital deneyime dönüştürdüm. Kullanıcıyı bitmek bilmeyen rapor okuma eziyetinden kurtarıp; ses, hareket ve görsellerle içine çeken, yaşayan bir dünya kurdum.

Kimsenin yüzüne bakmak istemediği o istatistiklerin içinde, şimdi binlerce kişi kendi isteğiyle geziniyor.
İçerik ne kadar hayati olursa olsun, doğru bir dille tasarlanmadığı sürece ölüdür. Tasarıma başlamadan önce ne anlattığınızı iliklerinize kadar hissetmelisiniz.